Nihayet beklenen teklif gelmişti ve aldığımız davet ile heyecanlanmıştık,içmekte olduğumuz kahveleri yarım bıraktık ‘’haydi dedim seni biriyle tanıştırmaya götürüyorum’’

Arkadaşım şaşkınlığını gizlemeye çalışıyordu bir yandan da mevcut durumunu düşünüyordu,nasıl görünüyorum,beni beğenir mi falan filan işte bilirsiniz!…

Bu sebepten nice değerli buluşmaları kaybetmişizdir,sizlerinde bu gibi en az bir tane hikayesi vardır,değil mi? Buluşma teklifini aldığınız gün üzerinizdekileri beğenmeyerek gideceğiniz yere gitmediğiniz ve kaçırdığınız fırsatları hatırlayın??!!

Neyse biz hikayeye dönelim,apar topar arabamıza bindik ve yola koyulduk,Hakan ın evi uzak değildi,şu virajı kıvrıldık ve on metre devam ettik mi soldan üçüncü sokak içinde 1 numara.Arabayı park ettik ve dokuzuncu kata tırmandık.

Asansörden indiğimizde 145 numaraya devam ederken burun direklerimizi mahveden korkunç bir ‘’brüksel lahanası’’kokusu ile karşılaştık.Iyyyy diye diye devam ettik ve kapıyı tıkladık.Selin yanımda yürürken pek sessizleşmişti,buluşma heyecanı diyelim!

Kapıyı açan Hakan eliyle buyur işareti yapınca ayaklarımızı çıkarmaya başladık ve o an Selinin uzun çizmelerinin içine o anı tümüyle mahveden o beyaz çorapları giydiğini gördüm,zavallının benim çoraba bakarken bana gönderdiği ‘’ben nereden bileyim bugün bu çizmeleri çıkaracağımı’’bakışındaki çaresizliği görmeliydiniz.

‘’Tamam takılma,buradaki brüksel lahanası kokusu altında bu beyaz ve topukları çizmelerinden boyanmış çorapların farkedilmez,hatta ayak kokusu olsa bile hissedilmezdi’’dedim.

Aldığımız teklifin içindeki yumurtalı pastırmalı kahvaltı detayı unutulmamış ve masa hazırlanmıştı,doğruca masaya oturduk.

Birbiriyle tanıştırılan insanların ilk tepkisi birbiri dışındaki herşey olur,bu ikisi de öyle yaptı,ben de bunu gözlemlemenin tadını çıkardım.Fakat bu keyif fazla uzun sürmedi,nedenini bilmediğim bir rahatsızlık duymaya başladım ve bir süre sonra bunun ayak kokusu olduğunu farkettim,evet evet bildiğiniz katlanılamaz ve yok sayılamaz ayak kokusu,Hakan dan geliyordu.

Bu ilişki başlamadan bitti diyecektimki o esnadan Selin in bunu sorun etmeyebileceğini aklımdan geçirdim,bu sebeple bu durumu düşünmemeye çalıştım ancak bu ağır havayı teneffüs etmek hiç de hoş değildi.

Hakan hatırı sayılır bir meslekte üst düzey bir insan,kendi dalında kitaplar yazmış ve üniversitelerde derslere giren bir adam,belki de burnu koku almıyordu.Bir ayak kokusunun koca bir kariyeri nasıl mahvedebileceğini ,karizmayı nasıl yerle bir edebileceğini düşündüm.

Siz siz olun ayak kokusu ve ayak mantarı dertlerinden muzdarip iseniz bu konuda bir şeyler yapın.

Selin ile Hakan daha sonrasında Yeşilköy de bir defa balık yediler ve birbirini hiç aramadılar.Buna kokular mı sebep oldu bilinmez ama evrende hoş bir anı bırakmak için hoş kokulara sahip olmak gerekiyor olabilir.

Sevgiyle,

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir